Hrant Olunmalı

Posted: January 23, 2011 in Ξυπνάτε!-Uyanın!
Tags: ,

(Anarşist Faaliyet sitesinde bulduk)

Ercan Aktaş’ in

Hrant “Biz yaşadığı cehennemi, cennete çevirmeye talip insanlardandık” diyen Hrant Dink anlatırdı. Hrant Dink iyi bir anlatıcıydı. Hrant Dink anlatınca vicdanın seni bir yüzleşmeye davet ederdi.

Hrant Dink doğrudan, yüreğinden, içinden gelen/çağlayan bütün seslerden konuştuğu için sen o sesi içinde de duyumsardın. Bir ses ancak bu kadar senden, içinden, sana dair olabilirdi. Bir ses ancak bu kadar adalet çağırabilirdi. Bir ses ancak bu kadar sen olabilirdi; çünkü sen de tıpkı Hrant gibi kıyımlardan/kayıplardan geliyordun .

Yaşadığın yüzleşmeden dolayı bir yandan da için acırdı. Kolay mı, 24 nisanlarda başlayıp 21 martlar, 14 temmuzlarla devam eden bir yüzyıllık kabuk bağlamış bir yüzyılın yaralarını taşıyordun içinde.
Öte yandan sen dinlediğin anlatılarla umutlanıyordun da, bu kayıplar cumhuriyetinde, böyle bir insanla yaşıyor olmaktan. Çünkü bu ülkede acılar yalnızca yaşayanla sınırlı kaldı. Ermeniler bir yüzyıldır hep
kendi içinde ağladılar, Rumlar bu şekilde azaldılar ve Süryaniler, Kürtler, Aleviler… Hepimiz kendi teninde yaşadığı acıyla kaldı. Bundan olsa Hrant Dink anlattığında hepimiz dikkat kesilirdik,
anlattığı hepimizin hikayesiydi.

Bu kadar bildik ve içimizden bu anlatıların neydi bizi bu kadar içine çeken? Belki de o çok ihtiyacını duyduğumuz toplumsal iyileşme haliydi yaşadığımız. Benzer yaşanmışlıklılar aralarında kurulan duvarları aşıp
Hrant Dink’in anlatılarında birbirine akıyordu. Acıların buluşma hali… Bu buluşma kendi özgürlüğünü de sağlayabilme heyecanını da yaşıyordu. Bu korku muydu, kolektif resmi iradeyi harekete geçiren?

Halkların acılarının buluşmasında kendilerinin sonunu görenler için benzer yöntemler kullanılmaya devam edecekti. Dün Ermeniler için kullanılan yöntemler bugün Kürtler için devredeydi. Bu yüzden
Ermenilerin neler yaşadıkları kamusal alanda ve de toplulukların belleklerinde tartışmaya açılmamalıydı. Kimsenin bu yöntemlerle hesaplaşmayı doğuracak bir anlatısı olmamalıydı. Bu ülkede “tek
millet, tek bayrak, tek vatan” dışında başka bir tahayyül olmamalıydı. İnsanların vicdanına inecek bir anlatı duvarda çekilen bir tuğla misali her şeyi ters yüz edebilir, bu ülkede başka halklar, başka dillerin, başka kültürlerin olduğu, onların da bütün halklar, kültürler ve de diller gibi kendi yaşamlarını kurma hakları olduğu
bilinecekti yoksa.

Bu toplumsal bastırma yöntemlerinde en sık kullandığı linç; adeta bir norma ve hatta egemenler tarafından giderek bir idare tekniğine dönüştürüldüğünü 19 Ocak öncesi aylar ve de yıllarda dehşetle gördük
yaşadık. “Vay şerefsiz” diyerek Ahmet Kaya’nın hayatını bitiren Hürriyet’in manşetin benzeri bu kez de Hrant Dink için atılacaktı. Hrant Dink “tarih hep yalan yazdı”, ve bir halk “benim de kültürüm, dilim var” dediğinde başka bir öteki oldu bu ülkede ve bilboartlardan medyaya oradan da sokaklara bir ayar indi apoletlilerden. Bu da yeterli görülmeyince ‘kahraman Türk polisi’nin silahından çıkan mermiler devreye girdi; sonrasında ise adalet işledi ve ‘polise mukavemet’ etmekten sanık olurken bu öldürülen Kürt, Hrant için dört
yıldır savcı arıyoruz hala…

Solun bile ulusal aparatlar ile sunulduğu bu ülkede gerçek sözün ve de eylemin sahibi olabilmek için Hrant olunmalı… 23-24 Aralık 2006 tarihinde katıldığı “Aydın ve Resmi Tarih Yazımı” panelinde;
“Ulusalcılar, Cumhuriyetçiler beni gördüklerinde her defasında; ‘Ah Hrant’çığım aslında biz kardeşiz ya. Bizim çocukuluğumuzda böyle sorunlar var mıydı? Biz komşuyduk, ne güzel yaşıyorduk’…Hayır bizler
o günlerin bedelini ödüyoruz. Çünkü sizin o çok güzel komşular gibi yaşadığınız, biz Ermenilerin de güzel köfteler, plakiler yaptığı günler, ne güzel komuşuluk yaptığımız o günler, siz tatlı zannederken
çok acı günlerdi. Biz birer birer eksiliyorduk. Ama kardeşiz, aynıyız diyenler bizleri aynı sandıkları için farklılıklarını kaybettiklerinin ayırdında bile olmaıyorlardı” diyordu.

Bugün Hrant’ın anlatılarına tekrar tekrar dönüp bakmaktan yarar var. Buna her zamankinden daha çok ihtiyaç var; birlikte ağlayarak yaralarımızı iyileştirmek için, özgür yarınlarımızı birlikte kurmak
için ve de Hrant Dink’i yattığı kaldırımdan kaldırmak için bunu yapmalıyız…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s