Kürtlere karşı 6-7 Eylül hazırlığı

Posted: July 23, 2011 in Ξυπνάτε!-Uyanın!
Tags: , , , , ,

Kamuoyuna, ”Kürt açılımı” ile kendinden önceki iktidarlardan farklı bir Kürt politikası izleyeceği izlenimi verirken, öte yandan zamana yayarak, oyalama politikaları ile örgütlü Kürt muhalefetini tasfiyeyi planlayan AKP’nin oyunu boşa çıkınca yeni yöntemler devreye sokuluyor. ”Açılım” sürecinde CHP ve MHP ile ”farklı” politikalar izlediği propagandası yapılan AKP’nin, Silvan’da 13 Türk askerinin hayatını kaybetmesini gerekçe göstererek bir anda bu iki parti ile Kürt karşıtı yeni bir protokole imza atması, yeni bir dönemin habercisi gibi görünüyor.

Ne oldu da, CHP ve MHP’nin muhalefetine ”karşın”, ”Kürt açılımı” yapan AKP, Kürt sorunu konusunda bu partilerle aynı noktaya geldi. CHP ve MHP’nin tutumunda bir değişiklik olmadığına göre-zira CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gandhi olduğunu unutup bir bütün olarak şehit olmaya hazır olduklarını açıklıyordu- AKP geçici olarak ırkçı şapkasının üzerine taktığı türbanını açtı.

Üçlü protokolü oluşturan süreç dikkatle irdelendiğinde, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 askerin ölümünü bu protokolün oluşması için kullandığı görülecektir. PKK lideri Abdullah Öcalan ve KCK ile yürütülen görüşmelerde üzerinde mutabakata varılan üç ayrı protokolün yaşama geçirilme takvimi konusunda, zamana yayarak, oyalama taktiği izleyen AKP, bu çabası boşa çıkınca CHP ve MHP ile tüm ”çelişkilerini” unutup onlarla saf tuttu.

AKP’nin ”açılım” adı altında Kürt Özgürlük Hareketi karşısında sürdürdüğü oyalama sürecinde el altından yürüttüğü ırkçı kışkırtma da hemen su yüzüne çıktı. AKP, CHP ve MHP tarafından oluşturulan Kürt karşıtı koalisyonun ilk sonuçları başta egemen basın olmak üzere gazete sayfaları ve televizyon ekranlarına egemen kılındı.

Egemen basın, ”Kürtçeyi olay çıkaran” bir dil olarak hedefe koyup, sokaklarda Kürtler’e yönelik faşist saldırıları, ”Türkiye ayakta” başlıkları ile verirken, yerel basında da, bu kez tüm Batı illerine yayılmış yeni bir 6-7 Eylül hazırlığının alttan alta örgütlendiği anlaşılıyor.

Geçmişte bir çok kez provaları yapılan Kürt linçi, Silvan olayının ardından basının kışkırtmasıyla hemen tüm Batı illerinde sahneleniyor. Başta BDP teşkilat binaları olmak üzere, Kürtler’e ait ev ve iş yerlerine yönelik faşist saldırılar süreklilik kazanıyor.

AKP’nin iktidarı döneminde, Bolu’da yaşlanan bir olay bu hazırlığın hukuki zemininin de hazırlandığını gösterir nitelikte. DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş’ın 2008′de, “Türk, işte karşında düşmanın” başlıklı yazısı ile partililerini hedef gösteren ve DTP vekil ve belediye başkanlarının isimlerini tek tek sıralayan yerel Bolu Ekspress Gazetesi yazarı Işın Erşen hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine, Bolu Cumhuriyet Savcılığı, dava açılmasına gerek görmedi. Savcılık, ölüm listeleri hazırlamayı, ”ifade özgürlü” kapsamına alarak, dava açmadı. Yargıtay’da DTP’lilerin itirazını reddetti.

Derin devlet yapılanması Ergenekon’u savunan ırkçı, faşist yayınları ile Kürt karşıtlığını yayın politikası edinen Yeni Çağ Gazetesi’nin yan kuruluşu Günboyu Gazetesi Yazarı Hüseyin Hakkı Kahveci 18 Temmuz tarihli köşe yazısında şöyle diyor:

”PKK desteği ile açtıkları iş yerleri üzerinden bizim sırtımızdan para kazanarak, hatta yeşil kart adı altında tedavileri bile bizlerin sırtından alınan vergiler ile yapılıyor. Kaçak elektrik kullanan Güneydoğu’daki evin elektriğini devlet bizlerden tahsil ediyor. Hatta ve hatta Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının bütçeden bölge insanına aktardığı kaynaklar, emin olun dağda bu ülke insanına, askerine kurşun sıkanların yakın akrabaları tarafından kullanılıyor olabilir… Terörü biz finanse ediyoruz. Tüm Güneydoğulu iş adamı kılığındakilerden alışverişi kesin, bakın o zaman nasıl diz çökerek saadete geliyorlar. Bunu rahatlıkla görebilirsiniz. Çünkü oteli, kebabı, lahmacunu, baklavası, kaburga dolması deyip yediklerimiz birilerinin bize kurşun sıkması için finansman oluyor. Çünkü bu tür kaynakları kullananların kazançları da, kazanç kaynakları da legal olamaz. Tarihte olmamış, bugün nasıl olsun?”

Bu Türk basını ve derin devletinin yabancısı olmadığı bir kışkırtma yöntemidir. 1955 Eylül’ünde başını ulusal yayın yapan Hürriyet Gazetesi’nin çektiği, Rum karşıtı kışkırtma, devlet destekli faşist saldırının İstanbul sokaklarını teslim almasına kaynak oldu. Gazete, ”İstanbul’da yaşayan Rumlar’ın aralarında para toplayarak Kıbrıslı Rum çetelere yolladığı” haberini manşetten verdi. Oysa aynı günlerde Türk dışişleri heyeti Londra’da Kıbrıs sorunu konusunda görüşmeler yürütmekteydi. 6 Eylül günü, ”Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı” haberi radyodan yayınlandı.

Bu aşamada, yerel basın devreye girdi ve İstanbul’da akşam gazetesi olarak yayınlanan İstanbul Ekspres Gazetesi, ”Atamızın evi bombalandı” manşeti ile o güne kadar görülmemiş bir tirajla 290 bin adet basılarak, halkı kışkırtmak için elden dağıtıldı. Aynı akşam 19:00′da başlayan Rum avı, çok geçmeden asıl hedefi olan tüm ”ötekilere” yöneldi. İki gün içerisinde devlet ve basının iş birliği ile Rum, Ermeni ve Yahudiler’e ait ev ve iş yerleri talan edildi.

Bu sistemli ırkçı saldırının ardından, başta Rumlar olmak üzere binlerce Ermeni ve Yahudi İstanbul’u terk etmek zorunda kaldı. Mustafa Kemal’in evini bombaladığı iddia edilen Selanik Üniversitesi öğrencisi Oktay Engin daha sonra bu topraklarda valilikle taltif edildi. Rum, Ermeni ve Yahudiler’in malları ”müslümanlara” devredildi.

İktidarda özgürlük, demokrasi ve söz hakkı vaadi ile 1950′de İsmet İnönü milli şeflik dönemine son veren muhafazakar, mütedeyyin DP vardı. Yakın çevresine ve yine yakarda sözü edilen halklardan yandaşlarına vaadini yerine getiren DP, kendisinden olmayanları bir talanla ana yurtlarından sürdü.

Görünen o ki, CHP ve MHP ile saf tutarak Kürt milletvekillerini hedef haline getiren AKP’de benzer bir heves içinde. Son günlerde egemen basının manşetlerine hakim olan ırkçı kışkırtmanın oluşturduğu, ”fikri” zeminin ile Kürt karşıtlığı yerel basın eliyle eyleme dönüştürülüyor.

Ancak, tarih tekerrürden ibarettir faşizmine sığınanlar unutmamalı ki, Kürtler Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler gibi örgütsüz sindirilmiş bir halk olmaktan çok uzaktır. Kürtler korkuyu yeneli çok oldu.

Mehdi Atay / ANF

Alıntı: Aleyhtar

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s